27.08.2009




Sürekli eskiye özlem duyanlar, geleceği ve bugünü kaçırırlar mıydı gerçekten? Aslında dışarıdan bakıldığında çok şanslıydı: anlayışlı bir aile, ilgili ve güzel bir sevgili, iyi bir okulda öğrencilik, hobiler...bir insanın isteyip de sahip olabileceği bir çok şeye zaten sahipti. Acaba neydi bu içindeki boşluğun sebebi? Değer verdiği bütün arkadaşlarının dağılmış olması mı, yoksa onların yerine yenilerini getirememiş olması mı? İşte bundan çok da emin değildi. “Neden insanları kolayca benimseyemiyorum” diye düşündü bir an. Ama aslında yaptığının doru olduğunu farketti. İnsanları hayatına sokmak o kadar kolay değildi, olamazdı da. Birisine değer verdiği zaman sonuna kadar giderdi. Zamanın bu yüzden uğradığı hayal kırıklıklarını hatırladı. İçinden birşeyler koptu o an sanki ama hemen bu düşünceleri kafasından uzaklaştırdı. Daha fazla izin vermemeliydibunların onu yiyip bitirmesine. Oturduğu yerden kalktı ve tek huzur bulduğu yere doğru yola koyuldu.


Kendini bu sonu gelmeyen düşüncelerden kurtarmak için çevresine bakındı. Bu şehrin havasından mıydı bilinmez ama insanlar mutlu gibi görünmelerine rağmen aslında gözlerine bakıldığında mutsuzlardı. “Herhalde yaşamın kendisi bu...” dedi kendi kendine. Oradaki banklardan birine oturdu. İnsanlara bakmaya devam ediyordu ama aslında aklı başka yerdeydi. Telefonunu eline aldı, acaba bir mesaj yazmalı mıydı? Emin olamıyordu fakat yalnız olmaktan da sıkılmıştı sanki. Sonra düşündü, kim kaldı ki?! Aslında bir başına olmak, yapmacık ilişkilerden, sahte gülüş ve samimiyetlerden daha uygundu ona. Ancak insanoğlu bazen o sahteliğe bile ihtiyaç duyuyordu. Bunu acaba çok mu geç farketmişti?



16.08.2009



Kendisini yalnız ama mutlu hissediyordu. Acaba neydi bu kadar mutlu hissettiren şey? Saçlarını savuran deniz kokulu rüzgarla birlikte gelen özgürlük duygusu mu, yoksa yalnız olmanın huzuru mu? Emin olamadı, çünkü bu yalnızlık bir süre sonra yerini derin bir hüzüne bırakacaktı, bunu en iyi o biliyordu.

İskeleye yaklaştıkça, özgürlük duygusunun yerini hüzün almaya başlamıştı bile. Saçlarını savuran, gözlerini doldurmuştu adeta. Ama tek sebep bu değildi oysa...

Gelen hüzünle birlikte karışık düşünceler silsilesinde buldu kendini... Her şey ne kadar da güzeldi oysa ilk başta. Aynı vapurdan inerken yine aynı duyguları hissediyordu, tek fark dışında: Mutluluğun sebebi yalnızlık değildi.